![]()
![]()

Ankara'da edebiyatçı olmak ya da olamamak..
Şehrin betonarme binaları arasında sıkışıp kalmak,
gözlerin ufka dalamaması güneşin doğuşunu ya da batışını bir deniz kenarında izleyememek, yağan yağmurda grileşen denizi, esen fırtınada birbiriyle boğuşan kıyıyı yıkarcasına çarpan deli dalgaları seyredememek,
memur gelmiş memur ölecek olan, etliye sütlüye karışmayan çoğu etkisiz eleman olan insanlarla dolu bir kentte kalabalığın arasına karışmak,
olağanüstü bir hal olmadığı müddetçe maaş günleri hariç her günün bir önceki günle aynı olduğu bir şehirde yaşamak
ve hatta bazen günleri, haftaları karıştırmak..
Tüm beton ve insan yığını arasında insanın dikkatini çeken şey; dağı taşı gecekondularla dolu Mamak ilçesinde bir dağ yamacına yapılan gösterişli bir park ve bu parka serpiştirilen, uzaktan bakıldığında çöp yığını zannedilen birkaç keçi heykeli...
Ya da metronun altında sebebini anlayamadığım güneş gözlükleri gözlerinde dolaşan insanlar.
Herşeyin tıkır tıkır işlediği şehirde belki de sizi kızdıran tek şey ankaray ve metro binişlerinde inenlere öncelik tanımayan insanlar...
Ya da yere çöp atılması...
Kışları ne kadar soğuk ve ayazsa insanları da o derece soğuk.
Tek aktiviteleri güneşi gördüklerinde çoluk çocuk kızılaya doluşmak ya da Atatürk orman çiftliğinde burun buruna piknik yapmak..
Hep düşünmüşümdür; Neden çoğunlukla edebiyatçılar istanbulda yaşar? Neden kültür faaliyetlerinin hemen hemen hepsi İstanbul'da yapılır? Neden İstanbullu insanlar birçok şeye daha rahat ulaşabiliyor? Kültür neden hep orada?
Ankara...
Bu şehir insanları hissizleştiriyor...
Bu şehir gibi insnalar da betonlaşıyor, robotlaşıyor..
Bu şehirde insanların yaşayacakları günler öncesinden kuruluyor.
Kader bu şehre pek uğramıyor. Ya da bu şehirdeki insanlar kaderi hiç umursamıyor.
Yarının rızkı yarından önce, çok önce planlanıyor.. 2 yıl sonrasının hatta 10 yıl sonrasının planları yapılıyor.
Burada duygular hep aynı.
Aşklar bile daha sönük yaşanıyor.
Şimdi delicesine aşık olup, aşkı da acıyı da ızdırabı da kız kulesini seyrederken, üç beş damla gözyaşı döküp gelene geçene aldırmadan uçan martılarla paylaşmak vardı.
Şehrin bağrına başımı dayayıp, nice acıları nice gözyaşlarını içinde barındıran denizin kollarını omuzlarımda hissetmek, teselli veren hoş sesini, dalgaların ninisini, martıların çığlıklarını dinlemek vardı.
Beyoğlu tepinirken ağlayan Karacaahmet'in gözyaşlarına ortak olmak vardı.
Şimdi Süleymaniye'nin huzurunu hissetmek vardı.
Şimdi Sultanahmet'te olmak vardı.
Şimdi Eminönü'nde olmak vardı..
Şimdi Eyüp Sultan'da olmak vardı.
Şu anda İstanbul'da olmak vardı anasını....
Boşa dememiş üstad "Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar olmaz.."
Bunca yıl medeniyetler, krallar, imparatorlar boş yere uğraşmamış bu kutlu şehri fethetmek için..
''Orayı fetheden komutan ne güzel komutan, orayı fetheden asker ne şanlı askerdir.''
(SAV)
Başka söze ne hacet...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Peygamber dedi ki,
kadınlar akıl adamları ve kalp sahiplerine hükmederler.
Ama cahil insanlar kadına hükmederler,
çünkü onlar hayvanî bir vahşilikle zincirlidirler.
Şefkatsiz, nezaketsiz ve sevgisiz olduklarından,
hayvanîlik tabiatlarına hükmeder.
Sevgi ve şefkat insanî vasıflardır,
öfke ve şehvet ise hayvanlara aittir.
Kadın Hakk nurudur sevgili değil.
Kadın yaratıcıdır adeta yaratılmış değil.
Hz. Mevlana
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Şimdi uzanmak vardı sonsuzluğa,
uçurum kenarında oturup ayaklarımı sonsuzluğa uzatmak vardı.
Kıyametim ayaklarımın altındayken afaki hayallerle bulutları seyretmek vardı.
Hepsini bir şekle benzetip çocukluğa olan özlemi gidermek vardı.
Sırtımdaki yüklerden kurtulabilseydim eğer,
kırlarda koşmaya mecalim olurdu.
Belimi adeta çatlatırcasına büken, kıran yüklerimden bir inşirahla kurtulabilseydim eğer tevbeye mecalim olurdu.
Aklımı dolduran tüm malayani şeylerden kurtulabilseydim eğer,
dudaklarımı kıpırdatmaya mecalim olurdu.
Bir inşirah dökülseydi dudaklarımdan gözlerimden tevbe damlalarının dökülmeye mecali olurdu.
Şimdi karanlık sokaklarda yapayalnız ıslanmaktayım.
Güneşin hiç bulamayacağı kuytu köşelerde yalnızlığımla oturmaktayım.
Yalnızlık...
Bir ben bir de beni yaradan...
Şüphesiz ki Allah sabredenlerledir. (1)
ŞÜphesiz ki Allah iyilik edenlerledir. (2)
Şüphesiz Allah korkup sakınanlarla bir de iyiliği emredenlerle beraberdir. (3)
Ya ben?...
Şüphesiz Allah benimle beraberdir bana yol gösterecektir. (4)
Amin..
(1)Bakara 153
(2)Ankebut 69
(3)Nahl 128
(4)Şuara 62
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Ey Rabbim! Benim ilmimi artır. (Taha-114)
Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizleri affetmezsen ve bizlere acımazsan hüsrana uğrayanlardan oluruz. (Araf-123)
Ey Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş Müslümanlar kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş müslüman bir ümmet ver. Bize ibadet esaslarını göster ve tövbemizi kabul et. Şüphesiz sen tövbeleri kabul eden ve esirgeyensin.(Bakara-128)
Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelen salih kimseleri, namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! Duamı kabul eyle! Ey Rabbimiz! Herkesin hesaba çekileceği günde, beni, anamı, babamı, ve bütün müminleri affet! (İbrahim 40-41)
Ey Rabbim! Sen bizim velimizsin. Öyleyse bizi bağışla, bizi esirge, sen bağışlayanların en hayırlısısın. (Araf-155)
Bize bu dünyada da, ahirette de iyilik yaz, şüphesiz ki biz sana yöneldik. (Araf-156)
Ey Rabbim! Bilgim olmayan şeyi senden istemekten sana sığınırım. Ve eğer beni bağışlamazsan ve beni esirgemezsen, hüsrana uğrayanlardan oluruz. (Hud-47)
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı